Genel Paylaşım Platformu
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En iyi yollayıcılar
Nike
 
kar_bulut
 
dRuLL-TR
 
GuneS
 
Mystery
 
fenhas
 
Terlan
 
Rüzgar
 
รยקєгเรเ
 
SüKûT
 
"Dost Siteler"
ForumCenter
SükutForum
TurkMania
HepsicilerFan
En son konular
» Şekilli Nick Yazma
tarafından kar_bulut Perş. Kas. 06, 2014 8:38 pm

» Hacıosmanoğlu: Ceza Vererek Susturamazlar
tarafından Nike Perş. Ekim 17, 2013 10:53 am

» Sneijder: Arkadaşlarım Üzülürken Ben Nasıl Sevineyim
tarafından Nike Perş. Ekim 17, 2013 10:48 am

» Arda Turan, Sinem Kobal'ı Teselli Etti
tarafından Nike Perş. Ekim 17, 2013 10:47 am

» Mila Kunis On The Graham Norton Show Full Interview
tarafından Nike Ptsi Eyl. 23, 2013 9:35 am

» Jenn Bostic - Missin' A Man
tarafından By_Mtr Salı Ağus. 20, 2013 2:37 pm

» Carly Rae Jepsen - Tonight I'm Getting Over You
tarafından By_Mtr Salı Ağus. 20, 2013 2:37 pm

» Hande Yener - Ya Ya Ya Ya
tarafından By_Mtr Salı Ağus. 20, 2013 2:35 pm

» Petek Dinçöz - Aşk
tarafından By_Mtr Ptsi Tem. 29, 2013 8:42 am

» Profil Bölümü İçin Hazır Tuttuğu Takım Gifleri
tarafından Nike Salı Tem. 23, 2013 7:49 pm

Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Istatistikler
Toplam 66 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: chajohnmedxra

Kullanıcılarımız toplam 1509 mesaj attılar bunda 1035 konu

Paylaş | 
 

 İslâm Dîni Nedir?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nike
Kurucu
Kurucu
Nike

Mesaj Sayısı : 625
Forum Puanı : 1887
Rep Puanı : 50

MesajKonu: İslâm Dîni Nedir?   Salı Ağus. 09, 2011 3:52 pm

İslâm Dîni Nedir?

İslâm dîni, Allah'ın, son peygamberi Hz. Muhammed (asm) vasıtasıyla
bütün insanlara gönderdiği en son ve en mükemmel dindir. İslâm'ın
gelmesiyle, diğer dinlerin hükmü sona ermiştir.
İslâm dînini kabul eden kimseye Müslüman denir.
İslâm'ın en son ve Allah katında yegâne mûteber din olduğu, Kur'an-ı Kerim'de şu şekilde belirtilir:
"Bugün sizin dîninizi sizin için kemâle erdirdim. Sizin üzerinizdeki
nîmetimi (lütuflarımı) tamamladım ve size din olarak İslâm'ı seçtim
(yalnız İslâm'dan razı ve ondan hoşnûd oldum)".(el-Mâide, 3).
"Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, ondan [seçtiği dîni] kabûl
edilmiyecektir ve o, âhirette hüsrâna [büyük zarara] uğrayanlardan
[olacak]tır. "Allah katında yegâne [hak] din İslâmdır."
(Âl-i İmrân, 19).
İslâm'ın Dışındaki Dinlerin Geçerliliği Neden Kalkmıştır?
Tarihin çeşitli devirlerinde insanlara ayrı ayrı peygamberler ve dinler
yollayan Allah Teâlâ, son din olarak onlara İslâm'ı ve son Peygamber
olarak da Hz. Muhammed'i (asm) göndermiştir.
İslâm'ın gelmesiyle Yahudîlik ve Hıristiyanlık gibi eski dinlerin hükmü
sona ermiştir. Bu, tıpkı, yeni bir kanun çıkınca, eski kanunun
hükmünün yürürlükten kalkması gibidir. Allah'ın son dîni ve İlâhî Kanunu
İslâm gelince, eski dinlerin ve ilâhî kanunların geçerliliği son
bulmuştur.
İslâm dışında kalan dinlerin yürürlükten kalkmasını gerektiren başlıca sebepleri şunlardır:

1 - Her şeyden evvel, eski dinler, yalnızca belli bir zamana ve belli
bir muhîtin insanlarına hitab ediyorlardı. İslâm ise, topyekûn bütün
insanlığa seslenmektedir.Dâveti umumî ve mesajı cihanşümuldür.
2 - Eski dinler, sadece kendi zamanlarının insanlarını muhâtab
almışlardı. O zamanın insanlarının seciyeleri kaba ve mizaçları vahşete
yakındı. İlimde, medeniyette, fikir ve anlayışta geri idiler. Ulaşım
ve haberleşme imkânları, ibtidai bir haldeydi. Her bölgenin kültürü,
inancı, örf ve âdetleri farklı farklıydı. Karşılıklı fikir ve kültür
alışverişi de oldukça zayıftı. Bu yüzden, her muhîte ayrı ayrı
peygamberler gelmesi, başka başka dinler gönderilmesi zarureti vardı.
Zaman geçip insanlık ilim, fikir, kültür ve medeniyet yönünden büyük
gelişmeler kaydedince, eski mahallî dinler artık insanların
ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldiler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak da
insanlara en son din olan İslâmiyeti gönderdi.
İslâm dîni, 1400 yıl evvelki dünyanın insanından,bugünün ve yarının
modern insanına kadar gelip geçen bütün insanlığa hitab edebilme
özelliğinde olan bir dindir. Bu bakımdan, kıyamete kadar hükmü bâki ve
geçerlidir.
3 - Eski dinlerin, zamanla, içlerine hurâfeler,bâtıl inançlar
karışmıştır. Allah'ın birliğine îman esası, yani tevhid inancı
kaybolmuştur. İslâm ise, hâlâ ilk günkü tazelik ve saflığı
ile,bozulmadan durmaktadır. Netice olarak diyebiliriz ki: İslâm'ın
dışında kalan dinler, geceleyin bir sokağı aydınlatan bir fener ve
sokak lâmbası gibidir. İslâm ise, bütün dünyayı aydınlatan güneş
hükmündedir. Güneş doğduktan sonra, artık sokak fenerine hiç ihtiyaç
kalır mı?

İslâm Dininin Özellikleri Nelerdir?

İslâm dinini, sâir dinlerden ayıran belli başlı özellikleri şunlardır:
1 - İslâmiyet, her asra ve her insana hitab eder, getirdiği esaslar
insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevab verir. İslâm'ın bu cihanşümûl
özelliğine Kur'an'da şu şekilde işaret olunur:
"Ey Muhammed!(sav) Biz seni BÜTÜN İNSANLARA yalnızca müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik." (Sebe', 28).
"Ey Muhammed!(sav) De ki: 'Ey insanlar, ben Allah'ın HEPİNİZ İÇİN GÖNDERDİĞİ Peygamberiyim'." (el-A'raf, 158).
2 - İslâmiyet kolaylıklar dînidir. İslâm'da insanlara yapamayacakları
veya yaparken zorluk çekecekleri işler yüklenmemiştir. Kur'ân-ı
Kerîm'de İslâm'ın kolaylık prensipleri şu şekilde ifade edilir:
"Allah, insanı ancak gücünün yeteceği işle mükellef tutar..."(el-Bakara, 285)
"Rabbimiz, bize gücümüzün yetmiyeceği şeyi taşıtma..."(el-Bakara, 285).
"Allah, sizin için kolaylık göstermek diler, zorluk çıkarmak istemez..."(el-Bakara, 185).
Kur'an'da İslâm'ın kolaylıklar dîni olduğu bu şekilde açıklanırken
Peygamberimiz de,(sav) bu hususta hadîs-i şeriflerinde şu prensipleri
vaz'etmişlerdir:
"Ben ancak âlemlere rahmet olarak gönderildim. Azâb için, zorluk vermek için gönderilmedim...
"Allah Teâlâ, beni sıkıntı ve zahmet verici ve bunu arzu edici olarak
göndermedi. Fakat Allah beni, muallim (öğretici, bildirici) ve
kolaylaştırıcı olarak gönderdi...
"Dininizin en hayırlısı, en kolay olanıdır. Muhakkak ki din bir kolaylıktır...
"Ben size neyi yasak ettiysem, ondan çekinin; size neyi emretti isem, ondan gücünüzün yettiği kadarını yapın.
Sizden evvelki ümmetleri ancak mes'elelerinin ve Peygamberlerine karşı ihtilâflarının çokluğu helâk etmiştir.
"Amelden gücünüzün yettiği kadarını yapın.
Siz ibâdetten bezmedikçe, Allah da sevab vermekten bıkmaz.
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, ürkütmeyiniz.
Hz. Âişe Validemiz, Resûlüllah Efendimizin bu hususla ilgili tatibkatını şu şekilde beyan etmişlerdir:
"Resûlüllah (asm) iki şey arasında dilediğini tercihte serbest
bırakıldı mı, günah olmadığı müddetçe muhakkak onlardan en kolayını
alırdı.Eğer iş günahsa ondan halkın en uzak bulunanı Resûlüllah olurdu.

Bütün bu hadîs-i şerifler, İslâm dîninin ne derece uygulanması kolay
hükümler ihtiva ettiğini göstermektedir. Cihanşümûl ve kıyâmete kadar
pâyidar oluşunda,bu kolaylık anlayışının büyük yeri vardır. İslamiyet
insanların dış görünüşten ziyade insanın iç görünüşüne bakmıştır.
İslâmiyet, ruh ile madde, dünya ile âhiret arasında tam bir denge
kurmuştur.
Yahudîlik beden zevklerini ve maddî faydaları ön plânda tutar. Mensuplarını hırsla dünyaya bağlanmağa sevkeder.
Hıristiyanlık ve Hind dinleri ise, sadece ruhu geliştirmeye, vücuda
eziyetler çektirerek nefsin arzûlarını zayıflatmaya, dünya hayatını
boşlamaya önem verirler.
Buna karşılık İslâmiyet, ruh ile beden, dünya ile âhiret arasında tam
bir denge kurmuş; ne bedene, ne de ruha ızdırap çektirmeyi esas
almıştır.İkisine de aynı ölçüde değer vermiş; herbirinin ihtiyaçlarını
ayrı ayrı karşılamayı kabul etmiştir.
Kur'ân-ı Kerîm'de,"Allahım, bize dünyada iyilik, âhirette de iyilik
ver" âyeti, İslâm'daki dünya ve âhiret dengesini en iyi şekilde
belirtmektedir.
İslâm, ne dünyaya fazla değer vererek âhiretin,ne de âhirete ağırlık vererek dünyanın terkedilmesine izin verir...
Âhiretin dünyada kazanılacağını söyleyerek,"hiç ölmeyecekmiş gibi dünya
için, yarın ölecekmiş gibi de âhiret için" çalışılmasını ister...
İslâm'da ruhban sınıfı yoktur. Herkes dinini gücü nisbetinde kendi
öğrenmek zorundadır. İbâdetleri ifa için, kul ile Yaratıcı arasında
aracılık yapacak, günahları affettirecek imtiyazlı bir seçkin sınıfa
yer yoktur.
İslâm, bütün mânasıyle ahlâk ve fazîlet dîni olduğu gibi, en yüksek mertebede ilim ve hakikatın koruyucusudur.
İslâm'ın kolaylıklar dini olduğunu gösteren, Asr-ı Saâdet'te cereyan etmiş pek çok vâkıa vardır.
Onlardan bazılarını burada zikredeceğiz.
Enes bin Mâlik Hazretleri anlatmaktadır:
"Nebî (sav) bir gün mescide girdi. İçeri girer girmez de gözüne mescidin iki direği arasına çekilmiş bir ip ilişti.
- Bu ip nedir? diye sordu. Sahâbîler:- Bu, Zeyneb'in ipidir. Zeyneb,
nâfile namaz kılarken ayakta durmaktan yorulunca, bu ipe tutunuyor,
dediler.
Peygamber (sav):
- Hayır, (İbadette böyle güçlük ihtiyâr olunmaz.) Bu ipi çözünüz.
Sizden biriniz zinde ve neş'eli oldukça namazını ayakta kılsın.
Yorulunca da hemen otursun. (... Ve namazını oturduğu halde
tamamlasın.) buyurdu.
Ebû Mes'ûd el-Ensârî'den:
Resûlüllah'a (sav) biri gelip:
- Yâ Resûlâllah. Filânca bize namaz kıldırırken o kadar uzatıyor ki, nerdeyse namazı terketmeyi
ister hale geliyorum," dedi.
Peygamber (sav) derhal cemaata hitaben bir konuşma yaptılar. Onu hiçbir hitabesinde o günkü kadar öfkeli görmemiştim.
Buyurdular ki:
- Ey insanlar. Sizler nefret ettiriciler misiniz? Her kim halka namaz
kıldırırsa hafif tutsun. Çünkü cemaatın içinde hasta, zayıf, hâcet
sahibi olanlar bulunabilir...
Görüldüğü gibi Peygamberimiz hiçbir zaman, insanları dinden
uzaklaştıracak, soğutacak, nefret ettirecek davranışlara kızdığı kadar
başka hiçbir şeye öfkelenmemiştir.
Mü'minin vazifesi, İslâm'ı insanlara daima güzel göstermek, onları dine
ısındırıp sevdirmek, kolaylaştırmak, güçleştirmemektir.
Utbe bin Âmir anlatmaktadır:
"Kız kardeşim (Ümmü Hibban) Beytullah'ı yaya olarak ziyaret etmeyi
adamış, fakat sonradan buna güç yetiremiyeceğini hissedince, mes'elenin
Resûlüllah Efendimiz'den sorulmasını bana emretmişti.
Ben Hazret-i Resûlüllah'a sorduğumda, cevaben:
- (İptida) yaya yürüsün, (sonra) bineğinin sırtına binip gitsin.. buyurdu...
Hazret-i Enes'den (ra):
"Nebiy-yi Ekrem (sav), iki oğlunun arasında, onlar tarafından taşınarak yürütülen bir ihtiyar kimse gördü.
'Bunun zoru nedir? Niye bir bineğe binmiyor?' diye sordu.
Oğulları cevaben:
- Yâ Resûlâllah. Babamız yaya olarak Kâbe'ye gitmeyi nezretmiştir.
Bunun için böyle yürütüyoruz, dediler.
Resûlüllah Efendimiz:
- Şüphesiz ki Allah, bu ihtiyarın nefsini azâblandırmakla yaptığı
ibadetten müstağnidir, buyurdu ve ona,bineğine binerek Kâbe'yi ziyarete
gitmesini emretti."
Abdullah bin Mes'ûd'dan:
"Resûlüllah (sav), va'z hususunda, bize bıkkınlık gelmesin diye halimize bakıp ona göre gün ve saat kollardı."
Câbir bin Abdillah anlatmaktadır:
"Resûlüllah (sav)bir seferde idi. Derken üzeri gölgelendirilmiş olduğu
halde yanında insanlar toplanmış bir adam gördü ve 'Onun nesi var' diye
sordu. 'Oruçlu bir adam' dediler.
Resûlüllah (sav) bunun üzerine:
- Seferde oruç tutmak hâlis bir iyilik ve fazilet değildir. Allah'ın
sizin lehinize yapmış olduğu ruhsatlardan ayrılmayınız," buyurdu.
Asr-ı Saâdet'te, adamın biri dağda bulduğu suyu bol, toprağı verimli
ıssız bir mağarada kendi başına inzivaya çekilip,cemiyetin
kötülüklerinden, fitne ve dedikodularından kurtulmayı düşünür.
Ancak kararını bir de Resûlüllah Efendimiz'e açmak, O'nun bu konudaki görüşünü almak ister.
Huzura gelerek der ki:
- Yâ Resûlâllah, ben bir mağara buldum. İçinde suyu, önünde toprağı
var. Orada inzivaya çekilerek kendimi tamamen dünyevî şeylerden tecrid
etmeyi; uhrevî işlere, ibadet ve taata vermeyi düşünüyorum. Bu hususta
siz ne dersiniz?"
Adamın cemiyet hayatını terkedip, ibadet için mağarada inzivaya çekilme fikrine Allah Resûlü şu ibretli cevabı verir:
- Ben, Yahudilikle, Hristiyanlıkla gönderilmedim. (Yani cemiyetten
kaçma fikri onlara aittir.) Ben dosdoğru olan İslâm'la gönderildim.
Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki, mağarada tek başına
gündüz akşama kadar nafile ibadetlerle meşgul olmaktansa, cemiyet
içinde sabah, yahut akşam, Allah için azıcık yol yürümek, (İslâm'a
hizmet için zahmet çekmek) dünyadan ve dünya içindeki herşeyden kat kat
hayırlıdır.
Ve sözlerine şunu da ilâve eder:
- Cemaat içinde safta yer almanız da, inzivadaki 60 sene ibadet ve namazdan hayırlıdır...
Cemiyeti terkederek inzivaya çekilmek isteyene, Allah Resûlünün verdiği
bu karşılık, din düşmanlarının İslâmiyetin insanları cemiyetten el
etek çektirdiği yolundaki menfî propagandalarına
güzel bir cevab teşkil etmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://nikeforum.tr.cx
 
İslâm Dîni Nedir?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
NikeForum  :: İslam :: İslam Ve İman-
Buraya geçin: